Tag

Yamaç Paraşütü

Browsing

Ölüdeniz’in turkuaz sularına 1.900 metreden bakmak her zaman büyüleyicidir; ancak bu kez durum çok daha özeldi. Bu yıl, 19. Ölüdeniz Hava Oyunları Festivali’ne ilk kez katılarak hayatımın en heyecan verici deneyimlerinden birini yaşadım.

Gökyüzü Hiç Bu Kadar Kalabalık Olmamıştı

Babadağ, festival boyunca adeta bir “hava panayırına” dönüştü. 50’den fazla ülkeden gelen 900’ü aşkın pilotla gökyüzünü paylaşmak inanılmaz bir duyguydu. Günde yaklaşık 2000 uçuşun gerçekleştiği bu dev organizasyonda yamaç paraşütünün yanı sıra Base Jump, Skydiving, Wingsuit ve nefes kesen akrobasi gösterileri de izleyebildik. Kalkış ve iniş trafiğinin yarattığı o tatlı sert stres bile, dünyanın en iyi ilk 5 uçuş rotasından birinde olmanın verdiği keyfi gölgeleyemedi.

Eski Dostlar ve Anlamlı Tesadüfler

Festivalin en güzel sürprizlerinden biri de başlangıç eğitimimi aldığım Fenomen Sports ekibinden Tuğcan ve Abdullah Yıldız hocalarımla karşılaşmak oldu. Temelleri attığınız insanlarla, bu denli profesyonel bir atmosferde buluşmak hem anlamlı hem de mütevazı bir vefa anıydı.

Abdullah Yıldız Tuğcan

“P3” Odasından “P4” Hedefine

Festivalle hiçbir ilgisi olmayan tamamen tesadüf eseri konakladığım otelde resepsiyondaki arkadaşlar beni tanımıyorlardı ama ince bir şakalarıyla karşılaştım: Nasıl denk getirdiler bilmiyorum havuz yanında güzel bir oda verdiler. Yamaç paraşütünde sertifikalar P1’den P5’e kadar sıralanıyor. “Orta seviye deneyimli pilot” anlamına gelen P3 tabelasını kapımda görünce gülümsemeden edemedim. Hedefim belli: Seneye “P4” odasında kalmak! 😋

P3

Plajın yanında belediyenin ring minibüslerini beklerken…Kısa bir yolculukla 1.900 metre pistine çıkmak için bekliyoruz.

Sabrın Sınandığı An: “Parawaiting”

Babadağ’da uçmak sadece cesaret değil, aynı zamanda sabır işi. 1.900 metre Patara pistinde rüzgar gelmesini beklerken… Buna Parawaiting deniyor. Paragliding’e gönderme yapan bu tabir, pilotun doğayla inatlaşmayıp o doğru anı beklemesini anlatıyor. Bekleye bekleye derviş mertebesine erişen pilotlar olduğu söyleniyor, haksız da değiller! 🙂

Babadağ: Konfor ve Gelişim Potansiyeli

Babadağ’da şu an üç ana pist aktif olarak kullanılıyor. 1.700 metre pisti, tertemiz parke taşları ve hemen yanı başındaki seyir teraslı kafe-restoranıyla gerçekten büyük bir konfor sunuyor. Ancak gönül istiyor ki; 1.900 metre kuzey zirve pisti de benzer bir yatırımla düzenlensin. Kalkış pistinin iyileştirilmesi, rüzgar hızı ve yönünü aşağıdan takip edebileceğimiz kamera sistemlerinin kurulması, Babadağ’ın dünya markası olma yolunda önemli bir adım olurdu. 1.900 metre kuzey zirve pistinde rüzgar olmadığı zaman 1.700 metre güney pistine iniyoruz veya tam tersi.

Gökyüzünden Kayıtlar

Lafı daha fazla uzatmadan, 1.700 metre pistinden havalandığım o unutulmaz anları sizinle paylaşmak istiyorum. Keyifli seyirler!

– Sosyal Medya ve İletişim –
►I N S T A G R A M – http://www.instagram.com/alidoguyildiz
►F A C E B O O K – https://www.facebook.com/alidoguyildiz
►B L O G – http://www.yuksektepeler.com
►İ L E T İ Ş İ M – [email protected]

Gökyüzüyle Randevu: Zirvelerden Bulutlara Uzanan Serüven
Yıllarca dağ patikalarında zirvelere tırmandıktan sonra bir gün sordum: ‘Peki ya bulutların arasından aşağıya nasıl bakılır?’
Cevabı yamaç paraşütünde buldum. Bu yazıda sıfırdan başladığım eğitimi, ilk uçuşumdaki o karışık heyecanı, korkuyu ve özgürlüğü tüm samimiyetimle paylaşıyorum.

Aslında gökyüzüyle olan geçmişim oldukça kısıtlıydı; birkaç uçak yolculuğu ve bir askeri helikopter deneyimi dışında ayaklarım hiç bu kadar yerden kesilmemişti. Yükseklik tutkumun kökenini ben de tam olarak bilmiyorum ama emin olduğum tek bir şey var: Bu tutku kesinlikle babamdan miras değil. Kendisi balkon kenarına dahi yaklaşamaz, 2-3 metrelik bir yükseklikten aşağı bakamaz; hatta benim tırmanış fotoğraflarıma bakmaya bile tahammül edemez. Neyse ki doğa bu konuda cömert davranmış; yükseklik korkusu babadan oğula geçmemiş.

Her Şey Bir “Hadi Gidiyoruz!” ile Başladı

Her şey, iş arkadaşım Hakan’ın bir sabah “Yamaç paraşütü eğitimi başlıyor, hadi gidiyoruz!” diyerek çıkagelmesiyle başladı. Hakan çoktan uçmaya başlamıştı bile; ben ise doğal olarak duraksadım. “Önce bir tandem uçuş yapıp havayı koklasak mı?” diyerek süreci biraz frenlemeye çalıştım. Aklımda işi zamana yaymak ve daha fazla araştırma yapmak vardı.(Tandem uçuş, tecrübeli bir pilotla aynı kanatta yapılan iki kişilik uçuştur. Spora başlamadan önce “tadına bakmak” için ideal bir yöntem.)

Hakan’ın sürekli espriyle karışık kucakta mı uçacaksın dokundurmalarına daha fazla direnemeyince birlikte eğitime katılmaya karar verdik. Böylece kendimizi bir anda evrak işlerinin içinde bulduk. Bu sporun ilk ciddi sınavı, 5 uzman doktordan oluşan heyetin karşısına çıkıp sağlık raporu almaktı. Hastane işleri hep sıkıcı olmuştur. Hastane koridorlarında vakit öldürürken muayene sırasında aklıma hep “Peki uçabilecek miyim doktor bey” esprisi yapmak geldi ama yanlış anlaşılıp pisikolojik sorunları var herhalde diye düşündürmek istemedim. Sonunda, üzerinde gururla “Paraşütle uçuşa ve atlayışa elverişlidir” yazan o değerli raporu cebimize koyduk. İfadenin bu kadar spesifik olması yerinde olmuş; aksi halde neye elverişli olduğum konusu ucu açık kalıp espri konusu olurdum 🙂

Eğitim Süreci ve İlk Günler

Eğitimin ilk günü uçuş yapılan tepede bizden önceki dönem eğitimi tamamlamış sporcuları izlemeye gittik. İlk defa böyle bir ortam görüyorduk. Biraz korktuk açıkçası. Burada bu iş bana göre değil diyen ve eve dönen arkadaşlarımız oldu. Doğal olarak bende de bir korku oluştu. Ancak bu gibi durumlarda etrafa korku yayan iç ve dış seslerden uzaklaşmak en iyisi. Yoksa beyin, bahaneler üretip vazgeçirmeye çok meraklı bir organ. Eğitimin en önemli kazanımı belki de bu oldu. Daha önce hiç bilmedeğimiz bir konuda bize cesaret aşıladı. Yamaç paraşütü, kendi başına deneme yapılma yöntemiyle veya bir arkadaş yardımıyla öğrenilen bir spor değil. Mutlaka bu işi bilen, profesyonellerden yardım alınması gerekiyor.

Serdivan Kırantepe
Biz de başlangıç eğitimi için Fenomen Air Sports kulübünden yardım aldık. Eğitim yeri İstanbul’a araçla 2 saatlik uzaklıkta Sakarya’nın Serdivan ilçesinde bulunuyor. Eğitim teorik ve pratik olarak iki kısımda yapılıyor. Teorik dersler şehir içinde firmanın derslik olarak kullandığı yerde yapılıyor. Uçuşlar 240 metre rakımlı Kırantepe’de yapılıyor. Bu tepe ile Fenomen Air Sports dersliği arası araçla 5 dakikalık mesafede. İstedikleri zaman hızlıca tepeye gidip gelinebiliyor.

Haftasonu Kırantepe’ye yerel halk da geliyor, uçuşları seyrediyorlar ve tandem uçuş yapabiliyorlar. Bu tepenin güzel bir özelliği var. Kalkış noktasından havalandıktan sonra aynı yere iniş yapılabiliyor. Tandem uçmak isteyenleri kalkış yaptıktan sonra 20-30 dakika uçurup sonra tekrar aynı yere iniş yapıyorlar. Böylece tepenin aşağısındaki iniş alanına inip oradan tekrar araçla gelme gibi bir zaman kaybı olmuyor. Güzel bir uçuş ekosistemi kurulmuş. Şenlik havasında geçiyor haftasonları…

Eğitmenimiz Abdullah Yıldız Hoca, bu sporun hem bilgisini hem de ruhunu taşıyan biri. 2003-2009 yılları arasında Türk Hava Kurumunda eğitmenlik yaptıktan sonra 2010 yılında Fenomen Air Sports’u kurmuş. Uçuş yaptığımız ilk gün, hepimiz ilk uçuşları tamamladıktan sonra aşağıda iniş alanında toplandık. Öğlen vakti geldiği için ara verip bir AVM’de yemeğe gitmeyi planlıyorduk. Abdullah hoca son kişi olarak tepede kaldığı için onun da gelmesini bekliyorduk.
Abdullah Yıldız Hoca bir yarışmada çekilmiş fotoğrafı

“Vecihi” Anları ve AVM İnişi

Abdullah Hocanın telsizden yankılanan “Siz yola çıkın, ben uçarak size yetişirim!” anonsu önce hepimizi gülümsetti; güzel bir espri yaptığını sanmıştık. Ancak AVM’ye vardığımızda, tam arkamızdan gökyüzünde bir kanadın süzüldüğünü gördük. Hoca, yamaç paraşütüyle yanımıza kadar gelip otoparkın hemen yanındaki boşluğa tereyağından kıl çeker gibi iniş yaptı.

Gülen Gözler filminden bir kare
Bu manzara karşısında hayranlıkla bakakalırken içimden “Vay arkadaş, ne hayatlar var!” diye geçirmeden edemedim. O an hepimizin zihninde Gülen Gözler filminin unutulmaz karakteri Vecihi canlandı 🙂 Aslında AVM’nin teras katına inebilirmiş (ama AVM güvenliği izin vermiyormuş); yoksa biz masaya oturmadan o siparişleri çoktan vermiş olurdu! 🙂

Gökyüzü Ehliyeti: Eğitim Süreci ve Sertifikasyon

Yamaç paraşütü eğitimi, disiplin ve sabır isteyen birkaç kritik aşamadan oluşuyor. Başlangıç sertifikasına giden yol şu adımlardan geçiyor:

  • Teorik Eğitim ve Sınav: Her şey yaklaşık 20 saatlik kapsamlı bir teorik dersle başlıyor. Aerodinamikten meteorolojiye kadar pek çok hayati bilgiyi öğrendikten sonra, bu bilgileri test eden bir sınavı geçmeniz gerekiyor.
  • Yer Çalışmaları: Teoriyi pratiğe döktüğümüz ilk aşama, eğitimin belki de fiziksel olarak en yorucu kısmı. Sırtınızda devasa bir kanatla (havacılık dilinde paraşüt değil, genellikle kanat veya kanopi ifadesi kullanılır) rüzgara karşı direnç göstermeyi öğreniyorsunuz. İlk başta ona bir at gibi hükmedebileceğimi sanmıştım ama rüzgarın gücünü hissedince, meseleyi “hükmetmek” değil, “uyum sağlamak” olduğunu anladım.
  • Küçük Tepe ve İlk Havalanış: Yer çalışmalarında kanat kontrolünü kazandıktan sonra, ayakların yerden hafifçe kesildiği 6-7 metrelik alçak tepelerde küçük denemeler başlıyor. Eğer burada her şey yolunda giderse, asıl uçuşlar için Kırantepe’nin yolunu tutuyorsunuz.
  • Yalnız Uçuşlar: Sertifika alabilmek için en az 7 adet telsiz kontrollü yalnız uçuşu başarıyla tamamlamanız şart. Uçuş boyunca eğitmeninizle telsiz bağlantınız her zaman açık oluyor ve her manevranız yerden gelen talimatlarla yönlendiriliyor.

Süreci başarıyla tamamlayanlar, uluslararası geçerliliğe sahip FAI (Uluslararası Havacılık Federasyonu) ve THK onaylı Yamaç Paraşütü Başlangıç Sertifikası’nın sahibi oluyor.

İlk Uçuşun Heyecanı ve Beklenmedik Bir Sınav: Telsiz Sessizliği
İlk uçuşum öncesinde, bilinmeyenin verdiği o kaçınılmaz gerginliği iliklerime kadar hissettim. Ancak ayaklarım yerden kesilip rüzgarın sesini duyduğum andan itibaren, o gerginlik yerini saf bir adrenalin ve bitmek bilmeyen bir uçma isteğine bıraktı. Gökyüzüyle baş başaydım ama asıl sınavın henüz başlamadığından habersizdim.

Kırantepe İlk Uçuş
Teorik eğitimin ve yer çalışmalarının ne kadar hayati olduğunu, ilk yalnız uçuşumda bizzat tecrübe ettim. Uçuşun ilk dakikalarında her şey yolunda görünüyordu. Eğitmenim, telsiz bağlantısını doğrulamak için benden havada ayaklarımı çapraz yapmamı istedi. Bu görsel onayı verip bağlantının sağlam olduğunu teyit ettikten kısa bir süre sonra, telsiz bir anda sustu. Üstelik ben o an bu kopukluğun farkında bile değildim; gökyüzünün sessizliğine ve manzaranın büyüsüne kapılmıştım.

Daha birkaç dakika önce komutlara fiziksel olarak yanıt vermişken, uçuşun ortasında bir anda “dönüş yap” çağrılarını duymazdan gelmem, tepedeki ekipte panik havası yaratmış. Benim sadece sessizliğin tadını çıkardığımı sananlar, rotadan sapıp iniş alanından epey uzaklaşarak tehlikeli bir bölgedeki trafolara doğru ilerlediğimi görünce heyecan seviyeleri doruğa çıkmış.

Ben aşağıda rüzgarla süzülürken, tepede beni izleyen hocaların yaşadığı o büyük endişeyi sonradan öğrendim. Bir süre sonra telsizin sessizliğini ve bulunduğum noktanın riskini fark ettiğimde, o ana kadar aldığım eğitimler refleks olarak devreye girdi. Paniklemek yerine, derslerde defalarca üzerinden geçtiğimiz temel bilgilere ve pist yaklaşma prosedürlerine odaklandım. Kendi kararlarımı vererek, rüzgarı doğru hesaplayıp o kritik trafo hattından sıyrıldım ve iniş alanına sorunsuz bir yaklaşma yaptım.

Telsiz yardımı olmadan gerçekleştirdiğim bu iniş, bana sadece bir sertifika değil; gökyüzünde en zor anlarda bile kendi bilgime ve soğukkanlılığıma güvenebileceğim en büyük kanıtı kazandırdı.
Malzeme Dünyası
Eğitim boyunca kanat, harnes, kask ve yedek paraşüt gibi tüm hayati malzemeler okul tarafından sağlanıyor. Ancak bu başlangıç aşamasından sonra spora bağımsız bir pilot olarak devam etmeye kararlıysanız, kendi kanat setinizi kurmanız bekleniyor. Gökyüzünde kendi malzemelerinle süzülmek, bu özgürlüğü kişiselleştirmenin ilk adımı.

Gökyüzü kartalların evi olabilir, ancak o mavilikte süzülmenin büyüsünü en iyi, ayakları yerden kesilen bir insan anlar. Eğitim sürecimizin en keyifli sürprizlerinden biri, gökyüzündeki o eşsiz anlarımızın profesyonel bir vizyonla ölümsüzleşmesiydi. Sahada bulunan başka bir ekip, Abdullah Hocadan izin alarak drone ile özel bir prodüksiyon gerçekleştiriyordu. Tam o esnada iş arkadaşım Hakan’ın süzülüşü, harika bir kompozisyonla onların kadrajına dahil olmuş. Görüntüleri rica ettiğimizde sağ olsunlar bizi kırmayıp paylaştılar. Ortaya çıkan sonuç sadece bir eğitim kaydı değil; yüksek çözünürlüklü, adeta profesyonel bir belgeselden fırlamışçasına büyüleyici sahnelerdi.

Hakan rüzgarla dans ederken…

Mavi Durak Izgara Restoram Foğoğrafı
Eğitimle geçen bir haftalık sürecin akşamlarını ise Serdivan’ın nabzının attığı, modern kafe ve restoranlarla çevrili ana caddesinde değerlendirdik. Bölgenin popüler duraklarından biri olan Mavi Durak Izgara’da yediğim ekmek arası Arnavut ciğeri hafızamda yer eden lezzetlerden biri oldu. Gerçi bütün gün gökyüzünde rüzgarla boğuşup yorulunca insan ne yese ziyafet gibi geliyor ama buranın hakkını teslim etmem lazım. Mekanın “yemek kamyonu” (food truck) konseptindeki modern dekorasyonu, küresel trendlerin buradaki işletmeler tarafından ne kadar yakından takip edildiğinin de güzel bir kanıtıydı.

Serdivan, konsept mekanlar açısından gerçekten şaşırtıcı bir çeşitliliğe sahip. Bir akşam uğradığımız, dekorasyonundan çalışanların kıyafetlerine kadar her detayıyla Red Kit ve Daltonlar evrenini yaşatan restoran, bizi çocukluğumuzun çizgi roman dünyasına götürdü. Gökyüzündeki adrenalin dolu saatlerin ardından, yerdeki bu keyifli ve tematik molalar eğitimin en güzel tamamlayıcıları oldu.

Hike & Fly: Bir Dağcının Hayali

Yamaç paraşütüne başladığım günden beri en büyük hayalim, dağlarda zirveye tırmandıktan sonra kanadımı açıp aşağıya süzülmek. Yabancıların “Hike & Fly” dediği bu tarz, aslında yamaç paraşütünün ilk doğuş amacına da çok yakın. Zirveye çık, kanadını sırtla, uç ve in. Hem macera hem de inanılmaz bir özgürlük hissi…

Ancak bu hayali gerçekleştirmek o kadar da kolay değil. Özellikle dağ koşullarında uçmak oldukça zorlayıcıdır. Rüzgar hızı 30 km/s üzerine çıktığında uçuş limitlerini aşmış sayılırsınız. Yüksek irtifada, değişken ve stabil olmayan hava koşullarında uçmak için ciddi deneyim, hava okuma yeteneği ve karar verme becerisi gerekir.

Kanat ve Harness Çizim
Ağırlık Meselesi: Hava koşullarının uygun olma zorluğundan sonra Hike & Fly’ın en kritik noktalarından biri ağırlıktır. Standart bir yamaç paraşütü uçuş seti şu malzemelerden oluşur:

  • Kanat + ipler
  • Yedek (kurtarma) paraşütü
  • Kask
  • Harness (uçuş koltuğu)
    Normal şartlarda bu ekipmanların toplam ağırlığı 12-13 kg civarındadır. Ancak modern hafif malzemeler sayesinde bu ağırlık 6 kg’a kadar düşürülebiliyor.
    Benim asıl hedefim ise şu: Tırmanışta zaten yanımda taşıdığım emniyet kemeri ve tırmanış kaskını uçuş harness’i ve kaskı olarak da kullanabilmek. Hafif ekipman (lightweight gear) dünyasında artık sadece 1.5 – 2 kg gelen ‘string harness’lar (ip harnes) var. Tırmanış kemeriyle entegre çalışan bu sistemler, tam da benim hayal ettiğim dikey maceraların anahtarı. Bu sayede benim için ekstra ağırlığı 4 kiloya kadar indirmek mümkün olabilir. İlerleyen yıllarda hem daha hafif hem de daha uygun fiyatlı Hike & Fly ekipmanlarının üretilmesini heyecanla bekliyorum. Bu gelişmeler, dağcıların zirveden uçma hayalini çok daha ulaşılabilir kılacak.

    Başlamak İsteyenlere Tavsiyeler:

    • Profesyonel Destek: Bu spor, asla “deneme-yanılma” yöntemiyle veya “arkadaş tavsiyesiyle” öğrenilebilecek bir hobi değildir. Havacılıkta hataların telafisi zordur. Bu nedenle eğitime mutlaka lisanslı, tecrübesi tescilli profesyonel bir kulüple başlayın.
    • Sabır ve Limitlerin Bilinci: Eğitim sürecinde sabırlı olun. İlk uçuşların kısa ve kontrollü olması, kas hafızanızın ve reflekslerinizin gelişmesi için şarttır. Gökyüzünde kendi limitlerinizi bilmek, en büyük yeteneğiniz olacaktır.
    • Ekipman Seçiminde Stratejik Yaklaşım: Başlangıç seviyesinde ekipman (kanat, harnes, yedek paraşüt, kask) kulüp tarafından sağlanır. Kendi setinizi kurma aşamasına geldiğinizde ise acele etmeyin. Ben bu yola çıktığım 2015 yılında başlangıç setleri 2.500 – 4.500 Euro bandındayken; 2026 itibarıyla kaliteli bir giriş seviyesi setin maliyeti 3.800 – 6.000 Euro seviyelerine yükseldi. Bu ciddi bir yatırım olduğundan, tecrübeli eğitmenlerin yönlendirmesiyle doğru ekipmanı seçmek hayati önem taşır.
    • Eğitim Sonrası Kritik Evre: Sertifikanızı aldıktan sonraki ilk 10-15 uçuşunuzu mutlaka bir eğitmen gözetiminde veya deneyimli bir pilot eşliğinde gerçekleştirin. Okuldan ayrıldıktan sonraki bu geçiş süreci, en çok gelişeceğiniz dönemdir.
    • Meteoroloji ve “Yerde Kalma” Bilgeliği: Hava tahmin uygulamalarını (Windy, XC Skies gibi) ustalıkla kullanmayı öğrenin. Rüzgar hızı 30 km/s üzerine çıktığında veya hava kararsızlaştığında, limitleri zorlamak yerine yeryüzünde kalmanın huzuruna güvenin. Unutmayın; “Bugün uçmuyorum” diyebilmek, bir pilotun alabileceği en cesur ve güvenli karardır.
    • Kaynakları İnceleyin: Türk Hava Kurumu’nun hazırladığı Yamaç Paraşütü Pilot Kitabı, aerodinamikten meteorolojiye kadar dağcılıkta da işe yarayan pek çok bilgiyi barındırıyor. Eğitime başlamadan önce göz atmaya değer.

    Ek Bilgi: Yamaç Paraşütünde Güvenlik

    Eğitim sürecimizin en buruk anlarından biri, değerli cerrahımız Mehmet Susam’ın  Alpler’de gerçekleştirdiği bir Wingsuit atlayışı sırasında hayatını kaybettiği haberini almamızdı. Hem tıp dünyası için büyük bir kayıp hem de 20 yıllık gökyüzü tecrübesine sahip usta bir ismin aramızdan ayrılışı hepimizi derinden sarstı. Bu tür kazaların genellikle tecrübeli isimlerin başına gelmesi, Wingsuit sporunun teknolojik ve güvenlik standartları açısından hâlâ katetmesi gereken çok yolu olduğunu gösteriyor.
    Türk Cerrah Mehmet Susam
    Wingsuit Uçuş Fotoğrafı
    Bu acı deneyim, yamaç paraşütünün sunduğu güvenlik katmanlarını daha çok sorgulamamızı sağladı. Yamaç paraşütünde en önemli güvenlik unsurlarından biri, acil durumda hayat kurtaran yedek (kurtarma) paraşütüdür. Tek bir hareketle devreye girebilen bu sistem, olası bir aksilikte pilotun yere kontrollü inmesini sağlar. Ayrıca kullanılan kanatlar uluslararası standartlara göre sınıflandırılır:
    • EN-A → Başlangıç seviyesi (en pasif, en toleranslı)
    • EN-B → Orta seviye
    • EN-C / EN-D → Performans ve yarış seviyesi

    Özellikle başlangıç seviyesindeki kanatlar, pilotaj hatalarını büyük ölçüde tolere edebilecek şekilde tasarlanmıştır. Küçük bir hata yaptığınızda bile kanat, kendi aerodinamik yapısı sayesinde hatayı düzeltebilir.

    Ne yazık ki Wingsuit’te durum çok daha farklıdır. Orada en küçük bir hata bile telafisi olmayan sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle yamaç paraşütündeki gibi “hata payı” sağlayan akıllı güvenlik sistemlerinin Wingsuit için de geliştirilmesi, bu sporun geleceği açısından büyük önem taşımaktadır.

    Yamaç paraşütü benim için sadece bir spor değil, hayata yukarıdan bakma ve kendimi aşma fırsatı oldu. Sizin de yükseklik korkunuz var mı yoksa gökyüzü sizin için de bir tutku mu? Hangi kulüpte eğitim aldınız? İlk uçuşunuz nasıldı? Deneyimlerinizi paylaşın, yorumlarda buluşalım, belki bir gün bulutların üzerinde karşılaşırız! 🪂

    – Sosyal Medya ve İletişim –
    ►I N S T A G R A M – http://www.instagram.com/alidoguyildiz
    ►F A C E B O O K – https://www.facebook.com/alidoguyildiz
    ►B L O G – http://www.yuksektepeler.com
    ►İ L E T İ Ş İ M – [email protected]